| |
| Tarih: |
01.10.2009 23:21 |
| Kisi: |
Aykut Gündoğdu |
| Yer: |
İSTANBUL |
| Mail: |
aykutgundogdu1989@hotmail.com |
| Görüş: |
Sayın divankav yetkilileri öğrencilere verilen burslardan yararlanmak için geçen yıl ki koşulları dikkate alarak gerekli belgelerimi 30 ekim tarihine kadar size iletmem yeterli midir? Yoksa 2008-2009 başlıgı altında bulunan burs koşulları güncellenene kadar beklemem mi gerekiyor? Bilgi verebilirmisiniz?Hemşerilerim bu hayırlı işlerden ve gayretlerden dolayı sizi teprik ederim. |
| Tarih: |
30.09.2009 19:20 |
| Kisi: |
Aykut Gündoğdu |
| Yer: |
İSTANBUL |
| Mail: |
aykutgundogdu1989@hotmail.com |
| Görüş: |
sayın divankav yetkilileri öğrencilere verilen burslardan yararlanmak için geçen yılda istenen belgeler örnek teşkil etmek koşuluyla.Bir araya getirip 30 ekim tarihine kadar adresinize göndermem yeterli midir? Yoksa 2008-2009 başlığı güncellenene kadar beklemem mi gerekli?aydınlatırsanız sevinirim. Bu hayırlı işlerden ve gayretlerden dolayı sizi tebrik ederim. |
| Tarih: |
18.09.2009 02:20 |
| Kisi: |
Dörtdivan Haber |
| Yer: |
Dörtdivan |
| Mail: |
dortdivanhaber@gmail.com |
| Görüş: |
Dörtdivan Haber
Internette Dörtdivan'ın İlk Ve Tek Haber Sitesi.
Sizin Sesiniz, Kulağınız Ve Gözünüz.
Dörtdivan Dan Dörtdivanlı Dan Haber Var
Dörtdivandan Haberiniz Olsun
Web: Www.Dortdivanhaber.Com
e-posta dortdivanhaber@gmail.com
|
| Tarih: |
03.09.2009 17:59 |
| Kisi: |
yusuf bulut |
| Yer: |
|
| Mail: |
i.b.a.l_799@hotmail.com |
| Görüş: |
sayın divankav yetkilileri öğrencilere verilen burslardan yararlanmak için ne yapmamız gerekio bi bilgi verebilirmisiniz... |
| Tarih: |
06.08.2009 17:32 |
| Kisi: |
ethem... |
| Yer: |
ankara |
| Mail: |
................. |
| Görüş: |
HEMŞEHRİLİK KÜLTÜRÜNDE
“BEN” YERİNE “BİZ” DİYEBİLMENİN ÖNEMİ
Ben ve biz kelimeleri telaffuz bakımından ağzımızdan bir çırpıda çıkıveren küçük sözcüklerdir. Ancak bunların manalarına baktığımız zaman hele hele bu manaları yorumladığımız zaman bu kelimelerin altında yatan gizli ve bir o kadar da devasa anlamlar olduğunu ve bu anlamların bizlere çok önemli dersler sunduğunu görürüz.
Her insanda yaratılış itibariyle az ya da çok benlik duygusu mevcuttur. Yani diğer insanlar arasında kendini özel görme ve ön planda olmayı isteme arzusu her insanda vardır. Fakat insan bu benlik duygusunu kendi iradesi ile en aza indirebileceği gibi yine kendi iradesi ile hırs yaparak kendine zarar verircesine artırabilir.
Ancak insanlık tarihinde hiç değişmemiş ve hiç değişmeyecek bir kural vardır ki o da benlik duygusunu törpüleyip bunun yerine biz diyebilen ve birlik beraberlik türküleri söyleyebilen insanların diğer insanlar nazarında daha saygın bir yerinin olmasıdır.
Biz diyebilmenin, birlik ruhunun doğurduğu kuvvetin her geçen gün daha da çok farkına varan insanlık hayata dair her türlü planını hep birlik beraberlik zeminine oturtmayı amaçlamaktadır. Bugün güçlü devletler dahi “ben” yerine “biz” mantığını işletip kendi aralarında birlik kuruyorlar. Birden çok devletin bir araya gelip kurduğu AB, NATO gibi topluluklar birlik ve dayanışma şuuruna en güzel örneklerdir. Yine aynı şekilde büyük şirketler de “ben” yerine “biz” diyebilmenin önemini anlamışlar ve birleşme yoluna gitmişlerdir. Zira ekonomik güçlüklere dur diyebilmenin yolu da birlik duygusuyla hareket etmekten geçer. Günümüzde büyük şirketler çalışanlarına ve eğitim kurumları da öğrencilerine kollektif çalışma şuurunu aşılamaktadırlar. Çünkü başarıya giden yol da beraberlik duygusundan geçer.
Aslında “biz” duygusu sadece insana has ve sadece insan için gerekli olan bir duygu değildir. Doğaya baktığımız zaman hayvanlar genellikle birlikte hareket eder. Belgesellerde görmüşsünüzdür, karnını doyurmak için sürüden ayrılan bir filin peşine düşen bir tane aslan filin yanına bile yaklaşamazken 8–10 tane aslan bir araya gelip fili parçalamışlardır. Burada bize çok çarpıcı iki ders vardır; aslanlar birlik olduğu için amaçlarına ulaştılar ve fil ise sürüden ayrıldığı için aslanlara yenik düştü.
Buraya kadar paylaştığım örneklerde de görüldüğü üzere “ben” demek insanoğluna hep kaybettiriyorken “biz” demek ise insana hep kazandırmaktadır. Bizler DÖRTDİVANLILAR olarak birliktelik şuurunu ne kadar özümsersek her alanda o kadar başarılı oluruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki ben hemşerilerimde beraberlik duygusunun zayıf olduğu kanaatindeyim. Herhangi bir alanda ilerleme kaydeden bir hemşerimiz ile gurur duymamız gerekirken o hemşerimizin aleyhinde propaganda yapabiliyoruz. İlçemizde görev yapan Dörtdivanlı olmayan memurlardan “Dörtdivan insanı birbirine tutkun değil, birbirinin kuyusunu kazıyor” sözlerini duymak ne kadar acı değil mi? Gerek basit çıkarlar uğruna gerekse haset duygusunun esiri olarak bir hemşerimize çamur atmayı marifet sayabiliyoruz. Bir hemşerimizin hatasını görüyorsak onun yüzüne dobra dobra sen hatalısın diyebilmektir hüner. Arkasından konuşmamaktır. Kol kırılır yen içinde kalır derler ya işte bizler de Dörtdivanlılar olarak sorunlarımızı kendi içimizde halletmeliyiz dışarıya yansıtmamalıyız. Örneğin Ankara’da İstanbul’da yaşayan iki hemşerimiz arasında husumet dahi olsa Dörtdivanlı olmayan birine karşı hemşerisini ezdirmemelidir. Bir işveren hemşerimiz işçi alacağı zaman önce hemşerim diyebilmelidir. İşçi de aynı şekilde hemşerisinin işine kendi işinden daha çok önem vererek çalışmalıdır. Yani bu hemşehrilik bağı güçlü bir dostluk bağına dönüşmelidir. Kaldı ki dostluk için illa ki hemşeri olmaya da lüzum yoktur. Ancak hemşehrilik bağı dostluk bağıyla perçinleşti mi işte o zaman Dörtdivanlılar olarak ne kadar değiştiğimizi ve Dörtdivan’ımızda mevcut olan nahoş düzeni ne kadar da değiştirdiğimizi göreceğiz.
Bizler bir insan olarak dost canlısı olmalıyız, dostunu asla ucuz çıkarlar pahasına satmayan insan olmalı ve GEREKİRSE DOSTU İÇİN DÜŞMAN KAZANMAYI göze alacak kadar da cesur olmalıyız ve bir insan olarak bunu şiar edinmeliyiz. Özellikle genç arkadaşlarıma sesleniyorum. Bizler eğitimin ışığında dostluk ve hemşehrilik kavramlarının önemini ne kadar özümseyebilirsek Dörtdivan’ımızı o kadar değiştirebiliriz, güzelleştirebiliriz. Çünkü artık 60–70 yaşına gelmiş büyüklerimizden bu manada çok bir şey bekleyemeyiz. Bizler gerek okuyarak gerekse çalışarak ilçemiz dışında ilçemizin aynası olacağız. Bulunduğumuz mevki makam her ne olursa olsun arkamızdan gelen genç arkadaşlarımıza kol kanat germeliyiz, sahip çıkmalıyız. Üniversitede okuyan arkadaşlarım iyi bilir özellikle doğulu güneydoğulu arkadaşlarımız hemşeri olarak birbirine ne kadar tutkunlar iyi kötü günlerinde hep birbirinin yanında oluyorlar. Ben buna hep imrenmişimdir ve kendime bende hayatımın her alanında gücüm yettiğince kardeşlerime, arkadaşlarıma sahip çıkacağım demişimdir. Bizler kendimize bir yol açmışken genç hemşerilerimizin de bu yoldan gelmelerini sağlamalıyız.
Bizler Dörtdivanlılar olarak her alanda başarıya koşmalıyız gerek eğitim alanında gerek ticarette bir işin en iyisini yapmalıyız. Ve diğer hemşerimiz de bundan gurur duymalı. Asla haset duygusuna bürünmeden tatlı bir rekabete girişip başarılı olan hemşerimizi örnek alarak başarıya koşmalıyız. Zira başarıda temel prensip başkalarını kenara iterek öne çıkmak değil başkalarından daha hızlı koşarak öne çıkmaktır.
İnsanlık günümüzde birlik ve beraberliğe ekmek kadar su kadar muhtaçken ve birlik beraberlik duygusunun peşinde koşup onu yakalamaya çalışırken bizler Dörtdivanlılar olarak hala neden bu gerçeğe sırtımızı dönüyoruz? Ne olur tıpkı okumaya önem verme ve çocuklarını okutmaya önem verme konusunda henüz yeni yeni uyanan biz Dörtdivanlılar bugün birlik beraberlik gerçeğine uyanmak için de uzun yıllar beklemeyelim. Çünkü herkes gibi en az bizlerde ekmek kadar su kadar muhtacız kardeşliğe, sevgiye, birlik beraberliğe ve dostluğa. Bütün hemşerilerime selam ve saygı ile…
|
| |
|
| Sayfa:
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 |
| |